KAFEDEKİ SİNEK

KAFEDEKİ SİNEK


Her zaman gittiğim bir kafedeyim. Hafif güneşli fakat bulutlu bir gün. Saat öğlen ikideki sessiz kız filminin son oynatimina yetiştim ve filmi izleyip salondan çıktım. 1.kattaki her zaman gittiğim kafeye yöneldim ve ızgara tavuklu sandviç ile bir orta boy filtre kahve aldım. Kahvem bu sefer cam bardaktaydı. Yemeğimi yerken geçen günlerde kitap okurken fark ettiğim bir şeyi tekrar fark ettim. Üst katta genelde kimsenin oturmadığı çünkü prizin olmadığı koltuklarda oturuyordum ve bir sinek camdan çıkmak için uğraşıyordu. Çıkamayacağı kesin ama hala sesini duyuyorum. O rahatsız edici sinek sesi. Tüm gücüyle uğraşıyor fakat benim gördüklerimi görmesi imkansız. Buradan asla çıkamayacak. Çünkü tek çıkış alt kattaki kapı veya tam üstümdeki deliklerden geçip dışarı çıkmali. İnsan beynine sahip değil fakat bir içgüdüyü takip ederek hala cami tırmaliyor.

Bazen biz de böyleyiz. Kara bir kutunun içinde olsak bile bu boktan çıkma ihtimalimiz varken bir icguduyle kicimizi yırtarak aynı şeyi defalarca kez yapmaya devam ediyoruz. Ve bazılarımız var ki onlar denemeyi bile denemiyor. Bazen bir sinekten bile daha aciz olabiliyoruz o yüzden. Ama burada bana yanıt olarak ‘’kim sana sinekten daha yüksek bir varlık olduğunu’’ söyledi denebilir. Kimse. Felsefi olarak tartışılabilir fakat akıllı varlıklar olan bizler çok belli ki sineklerden daha bilinçli ve akilliyiz . Fakat bazen bir sinek kadar bazen ise bir sinekten daha zavallı bir durumda olabiliyoruz. -Tuvalete gitmek için kafeden çıktım ve iki kat aşağı indim. Geri döndüğümde atölyeye gitmek için hazırlanıyor olacaktım.Ben bunları yazdıktan sonra o sinek cantamin üzerinde durdu. Montumu duzenliyorken çantamı koltukta bırakmıştım ve sinek tam olarak sırt çantamın sağ kanatinin üzerindeydi. ‘’Beni anladın, işte buradayım, lütfen çıkart beni buradan’’ dediğini düşünüyordum. Bir süre ona bakıp gulumsemisken gitme vakti geldi deyip çantamı silkeledim. Silkelememe rağmen iyi tutunmuş olmalıydı ki ayrılmadı. Sonrasında ise koltuğa düştü kendini birakircasina. Belki de bir çıkış aramiyordu belki de yardım istemiyordu ? Belki de artık yorulmuştu ve birakmisti kendini? Veya belki de yalnızca "sinek" oluyordu. Bilmiyorum.

Yorumlar